Bugün şirketimizin felsefesinin ve turizm kültürünün temelini oluşturan ve ikinci evimiz kadar kendimizi güvende ve rahat hissettiğimiz Japonya’dan bahsedeceğiz. Saygı ve sevgiye dayalı kadim kültürü, iş etiği ve ahlakına gösterdikleri hassasiyeti ve gururlu yaşamaya adanmış hayatları ile Japon halkı unutulan değerleri ve saygı ile yaşamayı tüm dünya halklarına hatırlatmaktadır. Japonya’da bahşiş anlayışı yoktur, nakit ödemeler mümkün olduğunca elden verilmez, verilse de mutlaka zarf ya da başka bir şey ile kapatılır. İş hayatı, aile ve sosyal hayattan çok daha önde gelir. Hatta savaşta başarısız olan ve esir düşen Samurayların gururlarını teslim etmemek için harakiri intiharı tüm dünya tarafından bilinir ve garipsenir.

6850 adanın oluşturduğu bu ülkede nüfus yoğunlukla Tokyo ve çevresindeki vilayetlerde toplanmıştır. Doğaya saygı duyma felsefesi ile 30 milyonu aşkın nüfusu ile dünyanın en kalabalık metropollerinden biri olsa da Tokyo özel bir statüye sahiptir. Çöp ayrıştırması ve gereksiz atıkların kontrolü büyük bir ciddiyetle yapılır. Evinizden çıkarmayı düşündüğünüz eski bir kitaplığınız ya da bir sandalyenizi atmak için belediyelere bilgi vermeniz ve belediyenin uygun bulduğu bir dönemde teslim almasına dayalı bir atık prensibi vardır. Bu nedenle insanlar ihtiyaç duyacakları doğrultuda eşya seçerler.

Adaların büyük bir çoğunluğu dağlar hatta volkanlardan oluşur. Japonya’nın en büyük dağı olan Fuji Dağı hala etkin bir yanardağ olmasına rağmen 1700’lü yıllardan beri faaliyet göstermemiştir. Pasifikte uzanan kıyıları her mevsim ılıman olma özelliği gösterirken daha iç kesimlerdeki dağlık ‘’Hokkaido’’ bölgesi sert kışlarıyla bilinir. Muson bölgesinin hemen dışında yer alan Japonya’da genellikle 4 mevsim yaşanır.

Geleneklerine çok önem veren Japon halkı 1800’lü yılların sonlarına doğru Batılılaşma yönünde büyük adımlar atmış olsalar da geleneklerine duydukları saygıdan asla vazgeçmemişlerdir. Hala çeşitli özel gün, bayram, düğün gibi etkinliklerde geleneksel kıyafetleri kimonoyu giyer ve tüm bayramlarını coşku ile kutlarlar. Bu nedenle Japonya turlarında en çok tercih edilen tarihler bu bayram ve festival dönemleridir. Özellikle Sakura döneminde ülkemizden çok miktarda ziyaretçi kabul eder. Kiraz çiçeklerinin pembe bir kar gibi sokaklara yağdığı bu dönem her yıl dünyanın her yerinden gezginler tarafından heyecanla beklenir.  Bir diğer enteresan festival ise fasulye serpme festivalidir ve şubat ayının ilk haftası kutlanır. Budist tapınaklarında kavrulan soya fasulyeleri şeytanı kovan ve mutluluğu kabul eden bir seremoni ile halkın üzerine serpilir ve iyi şans getirdiğine inanılan soya fasulyeleri halk tarafından toplanır. Japon halkının %90’ı Budist ya da Şintu dinine mensupken geri kalan kısmı pek çok tapınağı bulunan Taoizm ve Konfiçyusçuluk dinine mensuptur. Bu tapınaklar en yaygın olarak Kyoto’da bulunur. Kyoto, geleneksel Japonya’yı yaşamak isteyenlerin kesinlikle ziyaret etmesi gereken bir duraktır. Tokyo’nun ve civarındaki büyük şehirlerin metropol havasından uzak, daha geleneksel ve daha Japonya’ya özgür bir şehir olarak varlığını korumaktadır.

Disiplinli iş ve çalışma prensipleri doğal olarak Japon ekonomisine de olumlu etkilerde bulunmaktadır. 2. Dünya savaşında mağlup olup ağır zararlar almış olsa da dünya genelindeki ekonomi otoriteleri tarafından Japon Mucizesi olarak adlandırılan bir dönemle yine dünyanın en iyi ekonomisine sahip olmayı başarmışlardır. Günümüzde dahi gelişmekte olan birçok ülkenin ekonomisine rol model olma özelliği taşımaktadır.

En meşhur lezzeti sushi olan özgün bir mutfağa sahip olan Japonya’da dikkatlerden kaçmayan en belirgin özellik, gohan adını verdikleri pirinç lapası, minimum düzeyde kullanılan yağ ve baharatlar ve ada ülkesi olmasının verdiği zenginlikle sofralara taşınan deniz mahsulleridir. Bu mutfağın bir diğer en önemli özelliği ise yenirken pişirilen yemeklerdir. Dünya terminolojisine Tepenyaki olarak yansıyan ve çeşitli şovlarla zenginleştirilen bu fine-dining sistemi Japonya’da son derece normal bir akşam yemeği şeklidir. Örneğin Şabu yemeği çok ince kesilmiş çiğ etlerin servisi ile başlar. Chop stickler ile tutulan etler masanın üzerinde kaynayan suyun içerisinde birkaç saniye tutulur ve çıkarılıp yenir. Aynı zamanda içeriği türlüye benzeyen Nabe yemeği de yerken pişirilir.  Sumo güreşçileri ise bunların protein bakımından daha zengini olan Çanko-Nabe yemeklerini aynı usulle pişirip yer.

Japonya’da bulunduğunuz her ortam sizin için görsel bir şov olsa dahi keyifli vakit geçirmek ve bu enteresan halkın kültürünü biraz daha yakından tanımak için akşamları bir sumo güreşi şovuna gidebilirsiniz. Güreşçilerin bellerindeki renkli kuşakları ve geleneksel sumo güreşlerinin kurallarına sadık kalarak hasır otundan yapılmış ringleri ile görülmeye değer müsabakalara ev sahipliği yapar. Bir başka görülmeye değer şov is Samuray Kılıcı yapımıdır. Özenle ve hassas bir işçilikle yapılan Samuray Kılıçları ve siz izlerken Samuraylar hakkında verilen masalsı ve tüyler ürpertici bilgiler size bu coğrafyayı daha yakından tanımanızı sağlayacaktır.

Teknoloji açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olması nedeniyle sokaklarda, iş yerlerinde, müzelerde ve her yerde şaşırmaya hazırlıklı olmanız önemlidir. Her an bir şeyler yemek için girdiğiniz bir restoranda robotlardan başka bir muhatap bulamamanız çok olasıdır. Zira Hachico filmiyle de meşhur olan ve bugün Hachico’nun heykelinin bulunduğu Shibuya Meydanı böyle sürprizlerle doludur.

Şirketimizin merkezi olan Japonya ofisimiz ile güçlü bir iletişimimiz bulunmaktadır. Öyle ki bizim ofisimizde Japonya’dan gelen arkadaşlarımız, merkezimizde de bizden Japonya’ya giden arkadaşlarımız bulunur. Bu sistemin amacı hem en sağlıklı yoldan iletişim kurmak hem de buradan giden ve oradan gelen misafirlerimize alışık olduğumuz kültürden uzaklaşmadan içinde bulunduğumuz ülkenin kültürünü tanıtmaktır.